YEREL SEÇİMİN PEMBE YALANLARI

Yerel seçimlerde adaylıklarını koyanlar ve partileri projelerini açıkladılar. Şimdi ev ev mahalle mahalle gezme ve bizzat şahsen oy isteme zamanı. SKM’ler ( Seçim Koordinasyon Merkezi) çalışmaları yoğun şekilde sürüyor.

Yıllar boyunca bir haberci olarak bu yerel siyasi işlerin içinde bulununca dağıtılan bu broşürlere, söylemlere farklı bakıyorsunuz. 5 yılda bir sandığa giderek hasbel kader oyunu kullananlar için bunlar birer ayrıntıdır, çok üstelemezler ancak deyim yerindeyse aslında şeytan bu ayrıntılarda gizli. Yani “pembe yalanlar” da gizli.

Gelelim birinci söyleme. Belediyede çalışan işçilere hitaben “Arkadaşlar ben başkan olursam hiçbirinizi işten çıkarmayacağım, rahat edeceksiniz”. Bir işçinin iş akdinin sona erdirilmesi, yani işten atılması birçok hukuki süreci gerektiriyor. Keza atacaksan bunlara katlanacaksın. Yıllarca mahkemelerde hesap vermeye, tazminatını ödemeye, geride kalan ailesinin, sülalesinin baskısına psikolojik olarak katlanacaksın. En zorlu süreç bir insanın elinden ekmeğini almak. Zaten belediyende bu tazminatı ödeyecek para sıkıntısı olur genelde. Gelelim rahat ettirmeye. Sıralamışsın onlarca vaat bunları kimlerle yapacaksın, tabii ki personelle. Eğer iyi idareciysen dersin ki “arkadaşlar ben sizi çok çalıştıracağım, halka verdiğim sözleri yerine getireceğim, hep beraber çalışacağız ancak fazla mesainizi ve özlük haklarınızı da sonuna kadar alacaksınız”. İşte o zaman olur.

İkinci pembe yalana gelelim. Seni işe sokacağım. Bir kişiyi işe almak hem de belediyede belli bazı şartları gerektiriyor. Binlerce kişiye söz verebilirsin, ancak bu söylediklerin den, vaatlerinden dolayı yıllarca başın ağrır. Çok özel şartlar haricinde belediyeye personel temini münferiden çok zor. Kimse bu vaade de kanmasın.

Üçüncü dokunaklı pembe yalanımız daha kreatif. İmar planında şunları bunları yapacağım. Büyükşehir yasasından sonra onay gerektiği için bu da neredeyse imkansız. Bir imar planına bir leke koydurmak, revize etmek bile yıllarca yüzlerce yazışma demek. Artık o işler de bitti. Değişiklik vaad edilse de çok uzun bir süreç alır. İnanmayalım buna da.

Dördünce teknik pembe yalanımız “parkesiz sokak asfaltsız yol kalmayacak”.  Düne kadar bataklık olan zemini yumuşak Dalaman da en iyi asfaltı da en kaliteli parkeyi de kullansan yağmur yağdıkça yıpranması, delik deşik olması muhtemel. Keza parke ve asfalt yapacaksın zaten. Bu senin asli görevlerinden. Bu bir vaat değil görev zaten. Çok ajite olmuş ve modası geçmiş bir vaad. İnandırıcılığı da kalmadı.

5. özel pembe yalanımız, vaadimiz Kayacık türü tesisler. Kıyı koruma kanunu dahil, hassa zone, 1. Ve 2.derece sit alanı, Carettalar, bataklıkların korunması Avrupa sözleşmesi, sulak alanların korunması, 2B yasası, Orman Yasası, Havalimanı ışık ve sinyal tahditleri, Hava üssü güvenlik gerekçeleri derken şimdiki Kayacık tesisi gibi yerlerin yapılması ve bir kordona dönüştürülmesi çok zor bir süreç. Olmaz değil ancak şimdiki Kayacık tesislerinde olduğu gibi sınırlı inşa ve sınırlı kullanım ile sınırlı süreler için tesis yapabilirsiniz. Önceden de ilan edilen Sarıgerme Turizm alanı gibi devletin mega projeleri olmazsa sahilimiz ancak bu kadar kullanılabilir. Bu iktidardan da seçilseniz, muhalefetin belediyesi olsanız da yasalar aynı. Bunu olası ancak çok inandırıcı bulmuyorum.

Altıncı efsanemiz “bütçe içi işletme olarak çalıştırma” yanılgısı. Filan yere filan işletmeyi kuracağım, geçici eleman alarak istihdam yaratacağım, bunun başına da Büyükşehir yasasının bana verdiği yetki ile bütçe içi işletme yapacağım ve başarılı olacağım. Olmaz. Saat 5 te mesaisi biten kadrolu bir belediye müdürünü başına koyacağım ve oradan verim bekleyeceğim. Olmaz. Peki neden böyle yapıyorum; çünkü o zaman kontrol bende oluyor, ihale derdinde de kurtuluyorum,ayrıca personel alımında benim dediğim oluyor. Olmaz. Tüm dünya hizmet alımlarını özelleştirirken sen gel işletmeleri adeta belediyeleştir ve başarı bekle. Belediye olarak çay sat, belediye olarak tost sat, belediye olarak şezlong kirala. Olmaz ve olmuyor zaten. Kaliteli olmaz, denetlenebilir olmaz, şeffaf olmaz, partizanlığa açık olur ve çok eleştiri alır ve alıyor zaten.

Yedinci ve son pembe yalanımız tarıma ve sanayiye destek uydurması. Bir belediyenin yörenin tarımına sanayisine desteği çok sınırlı ve özel şartlarda olur. Örneğin bir toptancı sebze meyve hali bile yok Dalaman da. Olsa da işlerliği yok zaten. Salça fabrikası kuracak kadar domatesiniz yok, soğuk hava ve paketleme de özel sektörün işi. Pazarlama ise kooperatif veya birliklerin işi. Oralara da belediye vasıtası ile siyaseti sokarsanız külliyen berbat olur. Bu tür vaatlerin oya devşirmek için uydurulmuş birer pespembe yalan olduğunu bu saate kadar üretici ,imalatçı anlamadıysa yapacak bir şey yok. Olmaz.

Ana olarak pembe yalanlarımızdan benim aklıma gelenler bunlar. “Herkese eşit davranacağım”, rozeti çıkaracağım” “sizlere danışacağım” “ben her şeyi bilmeyebilirim, bilenlerin aklına değer vereceğim”,” İş konusunda yardımcı olacağım”, “takımı şampiyon yapacağım” “hesap vereceğim, şeffaf olacağım” “kapım daima açık olacak” “yerli yabancı ayrımı yapmayacağım” gibi daha aklıma gelmeyen birçok pembe söylemi de burada yazamadım. Öyle olmuyor. Dönüp dolaşıp aynı yere gelebiliyoruz.

Siyasi ve vicdani terazinizi kullanırken bunları da tartın. Bu söylemlere de bakın diye söyledim.

Dalaman da ki yerel seçim adaylarının vaadlerini de inceleyeceğiz sırasıyla. Olabilirliğini, olmazlığını teknik olarak tartışmaya açacağım, değerlendireceğim. Hoşa gitmese de “NE İSE O”.

Bu arada önemli konukların özel bir konsept ile yer alacakları “ETHEM ERSEN İLE BAŞBAŞA” adlı röportajlarımız için stüdyomuz (Foto Şafak) hazır. Bu bambaşka ve özel program ile ilgili duyuruları yapacağım. Bu sürprize hazırlıklı olun. Seveceksiniz.

Saygılarımla.

Yorumlar (0)
Yorum Ekle